Arama

Küçük Çocuklarımıza Verdiğimiz Bilinçaltı Mesajlarının Farkında Mıyız?

Öncelikle bilmeyenler için çok kısa bir tanımlama ile bilinçaltı mesaj sözü ile neyi kastediyorum bir altını çizmekte yarar görüyorum.

Bilinçaltı mesajı ile kastettiğim sözlük anlamı ile doğrudan farklı olan, öte yandan bizde bambaşka duygu ve düşünceler çağrıştıran, farkındalığımızın ötesinde bilinçaltımıza bir şekilde kodlanan mesajlar…

Gelin, yine sizinle bir iki vaka ile örneklemeler yapalım ve ne denli sık bu tip mesajları istemeden, bunları almaya çok açık olan henüz kişilikleri tam oturmamış küçük çocuklarımıza söylemlerimiz içinde nasıl bilinçaltı mesajları verdiğimize bir bakalım.

36 aylık bebek Melis oyuncakları ile oynuyor. Annesi Zeynep Hanım arka planda ütü yapıyor. Melis bir ara çok sevdiği bebeğini almak için oyuncak çekmecelerinin en üst rafını açmaya çalışırken etajerin üstündeki masa lambası sallanıyor ve yere düşüyor. Anne Zeynep Hanım yıldırım hızıyla yetişiyor ve bağırıyor “Anneciğim kaç kez söyledim sana, sen yapamazsın, anneye haber ver bak beğendin mi yaptığını işte!”. Melis ise zılgıtı yemiş, süt dökmüş kedi misali en masum yüz ifadesiyle “Ama bebeğimi alacaktım” demekle yetiniyor. Zeynep Hanım hızını alamamış biçimde devam ediyor. “Bir gün yangın çıkaracaksın, evimiz yanıp kül olursa nerelerde otururuz değil mi bir tanem?”

Bu çoğu küçük çocuklu evde yaşanan günlük olaylardan yalnızca ufak ve masum bir olay. Fakat maalesef küçük Melis’e verilen bilinçaltı mesajları pek o kadar da masum değil. Gelin bu tip mesajlar sürekli verildiğinde o gelişen beyinde yaratacağı durumları inceleyelim:

1.”Kaç kez söyledim yapamazsın” kalıbı Melis’in bilinçaltına artık bu denemeleri yapma sonlandır ve bana bağımlısın sen masajını dolaylı yoldan vermektedir.

2. “Bir gün yangın çıkaracaksın evimiz kül olursa nerelerde otururuz değil mi?” sözleri ise yukarıda verilen mesaja bir de korku ve endişe ekleyip caydırmaya yönelik aileyi felakete uğratan olma duygusunu ve yükünü bilinçaltına kodluyor.

Diyeceksiniz ki “Peki biz hiç mi çocuğumuzu uyarmayacağız?”. Tabii ki uyaracağız ama cümlelerimizin yüklediği içeriğe çok dikkat ederek yapacağız bunu.

Örneğin yukarıda yaşanan durumda Zeynep Hanım şöyle de tepki verebilirdi:

“Melis ! Lamba mı düştü ? Yavrum korkacak bir şey yok ama bir daha ki sefere daha dikkatli olabilirsin bir tanem. Ne kadar dikkatli olur aceleci olmazsak o kadar daha az böyle kazalar yaşarız.” gibi bir söylemde bulunabilirdi.

Gördüğünüz gibi yapılan eylemle ilgili korkutmadan, incitmeden ve sen beceremezsin o nedenle artık vazgeç, deneme uyarısı yapmayıp bağımlı kılmadan uyarmak da gördüğünüz gibi sözcükleri doğru seçerek mümkün olabilmektedir.

Başka bir vaka ise spontane yaşayan, kural koymadan çocuk büyüten ailelere yönelik. Bu tip ebeveynler kuralları sıkıcı ve disiplin edici bulurlar ve tam tersi hayatın içinde sürekli anlık sürprizlerle hareket ederek, gönlünce günü yaşamayı yüceltirler. Bu aileler özellikle bebekler ve küçük çocuklar için belli günlük kuralların ve rutinlerin ne denli önemli olduğunu ve çocukların özgüven gelişiminde bu temel kuralların ve rutinlerin onların kendilerini emniyette hissedebilmeleri ve özgüven gelişimleri doğrultusunda ne kadar önemli bir rol oynadığının ne yazık ki farkında değildirler.

Örneklersek uyumaya yönelik çocuğu akşam işten eve geldiğinde “Ben seni tüm gün özledim gel bakalım seninle bir top oynayalım yarım saat sonra uyu. Yarın daha erken yatarsın” diyen baba bu söylemin çocuk için ne anlama geleceğini kestiremez.  Oysa buna benzer sürekli davranışlar söylemler çocuğun bilinçaltına ben babama pek güvenmemeliyim ne yapacağı belli değil mesajını dolaylı yoldan vermektedir.

3 gün öncesinden hafta sonu çocuklarını çocuk tiyatrosuna götüreceğini söyleyen anne, Cumartesi sabahı davetiyeleri nereye koyduğunu hatırlamadığından aramaya üşenerek aramak yerine kendince pratik bir çözüm bulmasına ve o gün evden çıkarken birden “Haydi gelin içimden geldi sürpriz binelim trene sizi hayvanat bahçesine götürüyorum ” demesi ne denli doğrudur? Annenin bu tip ani bir sürprizi çocuklarının dünyasında aslında “Nerden çıktı şimdi bu hani çocuk tiyatrosunu gidecektik annem sözünü tutmuyor güvenilmez.” şeklinde bir büyük bir belirsizlik ortamı yarattığının farkında değildir.

Bu aynı zamanda anneye karşı bir güven erozyonu yaşatır çocuğa. Oysaki bu durumda doğru davranış biletleri birlikte aramak ve gerçekten bulunamaması durumunda çocuklara “ Ne yapalım?” diye sorarak en az iki seçenek sunarak yeni ortak bir karar alınması çok daha doğru bir davranış biçimi olacaktır.

Yorum Yaz

Yorumunuz (*)

Resimdeki kodu giriniz

IP Adresiniz: 54.198.187.30

Yorum Yok

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.

Anneler ve Babalar İçin Hakkında Diğer Faydalı Bilgiler